Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ünal İsaoğlu, "Rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilmesinde HPV taraması ile HPV aşısı son derece önemli bir yer tutuyor.
Ulusal Kanser Tarama Programı çerçevesinde 30-65 yaş grubunda bulunan kadınlara her 5 yılda bir HPV-DNA testi yapılıyor. HPV sonucunun pozitif olması, kişinin doğrudan kanser olduğu anlamını taşımaz. Bununla birlikte menopozdan sonra görülen kanamalar, uzun süre geçmeyen karın şişkinliği, pelvik ağrı ve sık idrara çıkma gibi bulgular göz ardı edilmemeli" açıklamasında bulundu.
Lokman Hekim İstanbul Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ünal İsaoğlu, Türkiye'de yürütülen Ulusal Kanser Tarama Programı çerçevesinde 30-65 yaş grubundaki kadınlara her 5 yılda bir HPV-DNA testi yapıldığını anımsatarak, "Tarama neticesinde pozitif bir sonuç ya da şüpheli bir bulgu görülürse gecikmeden daha ileri değerlendirmeye başvurulmalıdır.
HPV testiyle yüksek risk taşıyan virüsün bulunup bulunmadığı araştırılırken, PapSmear testiyle rahim ağzında meydana gelen hücresel değişimler değerlendirilmektedir. Hangi testin kullanılacağına ve kontrollerin ne sıklıkla yapılacağına, kişinin yaşı, daha önceki testlerinin sonuçları ve klinik tablosu dikkate alınarak hekim karar vermelidir.
Toplum içinde HPV'ye oldukça sık rastlanır ve bu enfeksiyonların kayda değer bir kısmı bağışıklık sistemi aracılığıyla ortadan kaldırılır. Buna karşılık yüksek risk taşıyan bazı HPV türleri kalıcılık kazanıp yıllar içerisinde kanser öncüsü değişimlere neden olabilir. HPV testindeki pozitif sonuç, doğrudan kanser tanısı olarak değerlendirilmemelidir.
Test sonucu pozitif olan kadınlara, panik yaşamadan hekimlerine danışmalarını ve kendilerine önerilen takip programını aksatmamalarını öneriyorum" ifadelerini kullandı.
'RAHİM AĞZI KANSERİ BAŞLANGIÇTA SİNSİ İLERLEYEBİLİR' HPV
aşısının, virüs kaynaklı bazı kanser türlerine karşı kuvvetli bir koruma oluşturduğuna işaret eden İsaoğlu, "Aşıdan sağlanan koruma, virüsle temas henüz gerçekleşmeden uygulandığında en yüksek düzeye ulaşır. Bu sebeple çocuklukta ve ergenlikte aşı yapılması çok büyük önem taşır. Önceden aşı yaptırmamış yetişkinlerin de bu konuda hekimlerine danışması mümkündür.
Aşı, var olan enfeksiyonu iyileştirmez; aşı yaptıran kadınların da tarama programlarına devam etmesi gerekir. Rahim ağzı kanserinin ilk dönemleri sinsi bir seyir gösterebilir. Yinelenen ya da olağan dışı görülen durumlar kesinlikle uzman hekim değerlendirmesinden geçirilmelidir.
Yaş, obezite, hormonal koşullar, diyabet ve genetik yatkınlık, endometrium kanserine yakalanma riskini yükseltebilir. Bilhassa menopozun ardından yaşanan kanamaların üzerinde mutlaka durulmalıdır. Kanama çok az miktarda gerçekleşse ya da sadece bir defa yaşansa dahi gecikmeden kadın doğum uzmanına gidilerek altında yatan neden incelenmelidir" şeklinde konuştu.
'YUMURTALIK KANSERİ FARKLI SAĞLIK SORUNLARIYLA KARIŞABİLİYOR'
Yumurtalık kanserinin erken teşhisini güçleştiren başlıca unsurun, belirtilerin farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılabilmesi olduğunu vurgulayan İsaoğlu, "Karın bölgesinde şişkinlik, çabuk doyma, iştahta değişim, pelvik ağrı, sık idrara çıkma ve bağırsak alışkanlıklarında süreklilik gösteren değişimler dikkate alınmalıdır.
Özellikle ilk kez ortaya çıkan ve bir türlü geçmeyen yakınmaların tıbben değerlendirilmesi gerekir. Jinekolojik kanserler açısından ailedeki hastalık geçmişi önemli bir risk işaretidir. Birinci derece yakınlarında meme, yumurtalık, rahim ya da bağırsak kanseri öyküsü olan kadınlar hekim tarafından özenle değerlendirmeye alınmalıdır.
Kanserin genç yaşlarda görülmesi veya aile içinde birden çok kişide ortaya çıkması halinde genetik danışmanlık seçeneği ele alınmalıdır. Genetik testlerin planlaması, aile öyküsü ayrıntılarıyla incelendikten sonra yapılmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
'SAĞLIKLI YAŞAM VE BİREYE ÖZGÜ İZLEM PLANI'
Yaşın, kilonun, sigara kullanımının, hormonal faktörlerin ve üreme geçmişinin jinekolojik kanserlerin gelişiminde etkili olduğunu dile getiren İsaoğlu, "Obezite bilhassa endometrium kanseri olasılığını artırırken, sigara içmek rahim ağzı kanseri riskini yükseltir. Kadınların ideal kilolarını muhafaza etmeleri, dengeli beslenmeleri, egzersizi düzenli yapmaları ve tütün kullanmamaları gerekir.
Toplumda 'herhangi bir yakınmam yoksa kanser de değilimdir' biçiminde hatalı bir düşünce bulunuyor. Tarama programlarının hedefi de zaten hastalık daha hiçbir bulgu ortaya çıkarmadan kanser öncüsü oluşumları tespit etmektir. Yaşın genç olması, kanser riskinin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Genç kadınların HPV aşısına ve düzenli taramalara ilişkin bilinç sahibi olmaları gereklidir. Düzenli kontrollerden kasıt, bütün kadınlara birbirinin aynı standart testleri yapmak değildir. Değerlendirme süreci; kişinin yaşı, adet döngüsü, gebelik geçmişi ve ailesindeki hastalık öyküsüne göre kişiye özel biçimde düzenlenir.
Son yıllarda dijital mecraların etkisiyle HPV'ye ve rahim ağzı kanserine yönelik farkındalığın yükseldiğini görüyoruz. İnternette karşılaşılan bilgilerin doğruluğu güvenilir kaynaklar üzerinden kontrol edilmelidir. Sosyal medya paylaşımları hiçbir koşulda hekim muayenesinin yerine geçemez.
Kadınlara ilettiğimiz en temel mesaj, sağlık kontrollerini geciktirmemeleridir. Her bulgu kanser anlamına gelmese de alışılmışın dışında olan ve süren bir değişimi yok saymak doğru bir yaklaşım değildir. Bu yaklaşım, erken teşhis ve tedavinin başarıya ulaşması açısından yaşamsal öneme sahiptir" sözlerini kaydetti.



